Adana'ya dönüş
4 ayın ardından tekrar Adana'dayım. Mayıs sonu ayrıldığım bu şehre, Eylül sonu itibariyle geri döndüm. Sıcaklar başlarken terkedip biterken de geri döndüm, yani Adana'nın en yaşanabilir zamanları. Ramazan da başlıyor artık ve sanırım hepsini burada geçireceğim.
Hayranlarıma kötü bi haber: Burda kaldığım yerde internet bağlantım yok, bi süre benden mahrum kalacaksınız. Mesai saatleri dışında oflaynım. Bu da bloga pek bişey yazamayacağım anlamına geliyor. Bu iş "birisi"nin çok hoşuna gidiyo tabi, oralardan kıs kıs güldüğünü tahmin edebiliyorum. Olsun gül gül, son gülen iyi gülermiş. Dönüşüm muhteşem olacak..
irfy'nin hastane gezileri -2-

Artık gittiğim şehirlerin tarihi, turistik mekanları ve gezilesi yerleriyle birlikte hastanelerini de ziyaret ediyorum. Evet Urfa'dan sonra
Batman'da da bi hastane havası aldım geldim. Bu sefer o kadar ciddi bişi diildi; ama bi kere
dizanteri gibi bi vakayla karşılaşınca biraz üfleyip öyle yiyim dedim. Sanırım gıda zehirlenmesi gibi bişiymiş. Tahmin ettiğim kadarıyla yediğim tontonton Dardanel ton bozuktu. Zaten normalde yediğim bişi diildi, bundan sonra da ömür boyu ağzıma sürmem heralde. Bana kapak olsun bu da ayrıca. Buralarda dışardaki gıdalardan korkup pek dışarda yemiyodum; ama bu sefer yediğim hazır yemekten yamulduk. Akşam ve gece birer serum yiyip kendime geldim hızlıca. Buradan Özel Batman Hastanesi çalışanları ve sahiplerine teşekkür ediyorum ayrıca. Çok yardımcı oldular, naziktiler sağolsunlar. Gerçi biraz torpilli hastaydık o yüzden, ama olsun. Böylece reklamımızı da yapıp vefa borcumuzu da ödedik tamamdır ;)
Helal Piyango
Bi süredir giyilmeyen kıyafetten para çıkması ne güzel bişeydir öyle. Hiç yoktan yere mutlu ediyo insanı. Yerde para bulmaktan ya da lotodan, piyangodan para çıkmasından daha güzel hem. Yerde bulunca "acaba kimindi" işkillenmeleri; piyangodan çıksa "bu para hakkım değil ki" rahatsızlığı... Ama cebinden çıkan para öyle mi? Zaten senin. Ama elini cebine atana kadar senin değildi, di mi? Bi de o giydiğin şeyi ne kadar uzun süredir giymemişsen mutlu olma derecesi o kadar artıyo. Bi defa taa önceki kıştan beri giymediğim kotun cebinden 20milyon çıkmıştı da amma sevinmiştim :)
Nerden mi çıktı şimdi bu? Bu sabah bikaç haftadır giymediğim takımımı giydim de pantolonun cebinden 15 YTL çıktı, mutlu oldum. Cepte kırışmış kat yerlerini düzelttim, şöle bi 'tak tak' diye bi gerdirme hareketi yaptım; cüzdanın en nadide köşesine yerleştirdim itinayla.
Yok yok, aman diyim, paragöz falan sanmayın; sadece benim küçük tefek, basit, mutlumsu şeylerimden biri. Acaba bitek benim için mi geçerli bu durum? Belki size salakça gelmiştir; olsun, canınız sağ olsun. Zaten biz de
irfy-ce şeyler diyoruz işte..
git-gel Batman 3 saat

Batman'da 5. haftamdayım. Bu da demek oluyor ki buraya geleli 4 haftasonu geçmiş. Ama gelgelelim bunlardan sadece birini Batman'da geçirebildim. Diğer 3 haftasonunda İstanbul'a gidip geldim. Keyif yapalımdı, iş toplantısıydı, güzel bi mevzuydu;) derken 1500km.yi suyolu yaptık. Batman'ı İstanbul'un bi ilçesi yaptım yani nerdeyse, öyle diyim size. 1.15 Batman-Diyarbakır, 1.45 Diyarbakır-İstanbul; 3 saatte evdeyim. Allah'tan uçak denen aleti icat etmişler de zıplayıp gidiyoruz. Ya bu arada "o koca metal yığını nası uçuyo havada öle be abi?" di mi? Bi de böle bi geyiğimiz var. Bi defa da havaalanında duymasam şu lafı.
Bi de şu var ki İstanbul'a gitmenin de suyu çıktı, tadı kaçtı, böyle olunca. Önceden bi heyecan olurdu gidiyorum diye, şimdi tık yok; ne bende, ne ordakilerde. Kızkardeşim son gidişimde kapıyı açtı, abim gelmiş dedi, geçti içeri tv'nin karşısına oturdu hemen. O derece yani. Sanki 1500 km. ötedeki Batman'dan diil, Eminönü'nden geliyorum :) Neyse bi süre gitmiyim de özleteyim kendimi bari, hem de ben özliym; İstanbul'u da, içindekileri de...