
Sizlerle son zamanlarda dinlediğim en eğlenceli şarkıyı paylaşmak istedim.
Ömür Göksel'in pek kimsenin bildiğini sanmadığım
1976 yılından bi parçası. Bi arkadaş bunu bana epey bi zaman önce "mutlaka dinle, çok hoş bi şarkı" diyerek yollamıştı. O sıralarda fazla dikkat etmeden bi iki defa dinleyip
arşivimin bi köşesine atmış ve unutmuştum bile. Geçenlerde müzik dinlerken şansa rastladım, ilgimi çekti; sonra tekrar, hatta tekrar tekrar dinledim. Her seferinde güldüm şarkı boyu.
Şarkının sözlerine mutlaka dikkat etmenizi tavsiye ederim. "Dım dım dıbı dım dım" diye bi sözle başlayan bi şarkı eğlenceli olmaz da daha ne olur. Üstelik de bi aşk parçası olarak eğlenceli olması da ayrı bi durum. En çok da şarkının çıktığı 70'li yılların şartlarını yansıtan, ama şarkıda ilginç duran şu
sözlere güldüm:
sigara bulmak çok güçmüş
amerika rusya'ya küsmüş
bizim takım küme düşmüş
umurumda mı dünya;
yaşamak çok pahalıymış
yeni zamlar sıradaymış
bir kilo et bin liraymış
sen varsın ya
umurumda mı dünya?
Neyse ben uzun uzun anlatacağıma siz dinleyin ve kendiniz görün:
Ömür Göksel - Umurumda mı dünya?
irfy @ Mersin
Evet arkadaşlar, dün akşam saatleri itibariyle Mersin'deyim. Adana'da misyonumu tamamlamış bulunmaktayım. Artık Mersin'e transfer oldum; kanımı kesseniz
lacivert-kırmızı akar. "Aman Adanalım, canım Adanalım" hitaplarını kesebiliriz artık. Biliyosunuz ben
international olmasa da
intercityal bi adamım. Hayatın şu döneminde
bi yere ait değilim . Velakin bundan şikayetçi de değilim şu an için. Devam..
Havalimanından anektodlar
Evet 1 ay sonunda 3 günlüğüne de olsa tekrar İstanbuldayım. 18 Mayıs geceyarısı itibariyle ayakbastım gurban olduğumun memleketine. Bu arada Adanada havaalanına biraz erken gittim zaman geçirdim epey. Ve işte Adana Şakirpaşa Havalimanından bloguma düşenler.
- Bir anons: "Bir adet tespih kaybolmuştur, bulanların danışmaya getirmesi rica olunur" şeklinde dumur bir duyuru yapılması.
- Bir adam: Nerdeyse anca bi ev büyüklüğündeki 2 kapılı aktarma salonunda, "1 nolu kapı neresi" diye "dumur no.2" tipi bir soru sorması.
- Bir çocuk: Yarım saat boyunca hiç aralıksız, bas bas bağırarak sesi kısılıncaya kadar ağlayıp çileden çıkarmasına karşılık annesinin hiç bişey yokmuş gibi daha da deli eden tavrı.
- ve Ben: Havaalanında bile dayanamayıp
TTwinet servisiyle internete bağlanıp milletle muhabbet falan etme manyaklığım.
Ağlamak İstiyorum Sayın Seyirciler

İşte
inancın zaferi.
Aslan yürekliler başardılar, kazandılar.
Para pul değil, azim kazandı;
kibir değil, onur galip geldi. Evet evet bunların hepsi klişe, doğru. Ama bu gece
bütün klişeleri kullanmak istiyorum. Mesela, bunlar
sahalarımızda görmek istediğimiz hareketler demek istiyorum.
Şapka çıkaracaksınız şapka demek istiyorum. Hatta hiç alakası yok ama
iyi orta gol getirir bile demek istiyorum.
Evet velhasılıkelam CimBom’um sonuna kadar bırakmadığı yarışı, tüm zorluklara, sıkıntılara rağmen, inancıyla, hırsıyla
şampiyonlukla noktaladı. Tüm Galatasaraylıları kutluyorum. Son gülen iyi gülermiş, bol bol gülün vakit bizim vaktimiz artık. Bakmayın benim ağlamak istememe o işin
klişesi.
Güzel günler göreceğiz, anneler günleri hatta
Yine o
malum 8 katlı bina ve yine asansör beklenmektedir, tesadüf bu ya.
Yanımdaki şahsiyet karşı duvarda, bi firmanın anneler gününe yönelik ilanını görür. "14 Mayıs Anneler Günü" yazmaktadır ilanda. Ve konuşur:
- Hımm, anneler günü 14 mayıstaymış, hangi güne geliyo? Du bakiym 12 13 14 haa iyi Pazar gününe geliyomuş.
- ımkhh
(ver. 1.02)
nerdeyiz, kimiz, noluyoz ?
Da Vinci'nin Şifresi filmi 19 Mayıs'ta dünyayla aynı anda, Türkiye'de olacakmış. Öyle yazıyo şu sıralar bütün sinemalarda. Haa evet doğru ya Türkiye Mars'ta bi koloni zaten di mi? Biz dünyaya dahil diiliz yani. Sık sık yapıyoruz bu tip şeyleri. Kendimizi soyutlamayı ne çok seviyoruz dış dünyadan.
Bi aralar da "
Avrupa Avrupa duy sesimizi" tezahüratı vardı. Avrupa kupası maçı oynarken -ki bu bizim de oraya dahil olarak kabul edildiğimizi gösterir- Avrupa'ya hitaben laf atmak ilginç oluyodu tabi.
Hayır işin bir diğer yanı biz kendimiz böyle bi tavır içindeyken bi de kalkıp "ulan adamlara bak bizi kendilerinden kabul etmiyolar" diyerek ağlanıyoruz. Biz kendimiz kabul etmiyoruz ki "onlardan" olduğumuzu. Yani ya öyle, ya böyle di mi?
benim için önemsiz günler

Pehh, şu "önemli" gün mevzularıyla hiç aram olmadı gitti. Bu sabah Annemi arayıp Anneler Günü'nü kutladım :) Hani şu gelecek Pazar olan. Napiym ya Mayıs'ın ilk bilmemne Pazar'ıydı işte. 2.siymiş meğer. Yok ya beceremiyorum ben bu işi, zaten kendi doğumgününü bile bazen akşama doğru hatırlayan adamdan ne bekliyosunuz ki. Doğum günüydü, yıldönümüydü, anneler, babalar, sevgililerdi, yılbaşıydı falan filan... İnanmıyorum bu önemli gün meselesine ondan kaynaklanıyo. Hayır böyle inanmadığım bi olaya millet alınıyo falan gönülleri olsun diye mecburen giriyoruz ya asıl üzücü olan o işte. Kapitalizmin tuzakları işte, insanı zorla içine çekiyo; diyerekten damardan girerdim şimdi ama uzatasım yok. Gerçi bu da bi savunma mekanizması tabi, neyse...
Ahh keşkem, keşkem...
Hey gidi hey,
reklamlarımız bi alem zaten de, mevzu bahis gazetelerimiz olunca iş hepten güler misin, ağlar mısın tadında oluyo. Şimcik 2 mevzumuz var:
İlki
Vatan gazetesinin bi tv reklamı. Tam hatırlamıyorum, Kuran-ı Kerim meali ve ya tefsiri veriyolarmış. Buraya kadar her şey normal eyvallah, ne güzel hizmet veriyolar. Yalnız reklamın giriş cümlesi şu şekildeydi:
"VATAN'DAN HERKESE RAMAZAN HEDİYESİ
..."
Dikkatinizi çekiym bu olay geçen hafta içinde oluyor. Zaten tv'nin başında değildim o sırada sadece sesi geliyodu, bu lafı duyunca koşaraktan tv başına geçtim, "
Bismillah noluyoz" diye. Yav birazcık dikkat, özen be birader tv'ye reklam veriyosun. Tamam "Ramazan'dan elimde kalanları dağıtayım bari" demiş olabilirsin, hatta "Eh bi daha masraf etmiyim şimdi" de demiş olabilirsin de. Bi defa otur bi seyret bari önce o reklamı.
Keşke herkeş işini özenle yapsa..
Diğeri de bi
Milliyet reklamı. Dijital bi sözlük veriyomuş da bi sürü dilde çeviri yapıyomuş vs.. İşte reklam öğesi olarak da "gerçek hayattan" olduğu varsayımıyla bi kaç vatandaşımız çıkıp "aaa bu süper bişi, alın bunu" falan tarzında konuşuyolar. Bunlardan biri de bi gencimiz. Yanında turist olduğu bariz sarışın bi hatun var ve şöyle diyor:
- Yaşasın sonunda Natali'ye aşkımı söyleyebileceğim.
Hah işte olay budur abicim. Bizim lisan öğrenmeye bakış açımız bu yani di mi Milliyet
kardiş?. Yani sokaktaki adam söylese güler geçersin de, Milliyet gibi (her ne kadar hoşlaşmasam da) ülkenin önde gelen gazetelerinden birinin böyle bi yaklaşım içinde olması, ımmm ne desem, en basit ifadeyle trajikomik. "
Bakın sözlük veriyoruz, alın da turistlere asılırsınız" gibi bi hitap bu yani. Ne diyim ki daha; varın siz yorumlayın fazlasını da.
Keşke herkeş işini sorumluluk bilinciyle yapsa..
iyi aile blogu
Yok yok abi, bu konuya taktım ben. Daha önce
evkızı arayarak blogu ziyaret edenleri anlatmıştım. Geçen gün bi baktım şimdi de
helal süt emmiş yazıp yazıp düşmüşler
irfy-ce şeyler'e. Memleketim gençliği
arayışta. Hadi hayırlısı. Alemin iyi aile blogu olduk vesselam.